SPOR SAKATLIKLARININ NEDENLERİ

         

                                       

                                                  SPOR SAKATLIKLARININ NEDENLERİ  

           

   Eğer spor sakatlıklarının nasıl oluştuğunu bilmek istiyorsak, nedensel faktörleri gözden geçirmek gerekir.Esas olarak bunları 2 kategoriye ayırmak mümkündür.

1.      İnternal Faktörler (Kişisel) :

a) Aerobik Dayanıklılık                                        b) Fiziksel Eksiklikler

c) Kuvvet                                                             d) Sürat

e) Sportif Beceri (Genel beceri ve koordinasyon)

f) Kaslardaki beceriklilik                                      g) Psikolojik Faktörler

h) Fiziksel Yapı (Boy, kilo, vücut yağ dokusu vb.)

2.      Eksternal Faktörler (Çevresel) :

a) Spora İlişkin Faktörler: Sporun tipi, sportif aktivitelerin süresi, rakibin ve takım arkadaşlarının rolü.

b) Spor Yapılan Alanlar: Zeminin durumu, ışık, emniyet tedbirleri, yavaşlama için yeterli mesafe.

c) Malzemeler: Aletler, raket veya sopa, başlıklar, tekmelikler ve ayakkabılar.

d) İklim Koşulları: Nem oranı ve rüzgar.

e) Kurallar: Hakemlerin kuralları uygulaması.

 

SPOR SAKATLIKLARINI HAZIRLAYAN

FAKTÖRLER

 

           1.DIŞ FAKTÖRLER:

A-Saha İle İlgili Faktörler: Saha ile ilgili faktörleri sahanın fiziki koşulları, zeminin özellikleri ve aydınlatma durumu olmak üzere 3 ana başlık altında incelemek mümkündür.

 

1.Sahanın Fiziki Koşullarının Yarattığı Riskler: Yarışma veya antrenmanın yapılacağı saha zaman zaman fiziki koşullardan kaynaklanan risklere sahiptir.Bu riskler azaltılabileceği oranda azaltılmalı, azaltma oranı yok ise riskler göz önüne alınmalıdır.Sahanın fiziki koşulları, şu riskleri beraberinde getirir.

 

a)Sahanın Açık veya Kapalı Olması: Oyun alanının açık veya kapalı olmasının getireceği riskler vardır.Açık alanlarda yapılan sportif aktivitelerde sporcular öncelikle hava koşullarının yol açacağı olumsuzluklardan etkilenirler. Aşırı sıcak, aşırı soğuk, yağış gibi faktörler bunların bazılarıdır.

 

           Kapalı alanlarda antrenman yapan veya yarışan sporcular için ilk nokta alanın yeterli derecede ısıtılması veya soğutulması konusudur.Salonun yetersiz ısınması, beraberinde çeşitli sağlık sorunlarını getirebileceği gibi, sakatlanma riski ve performans düşüklüğüne de yol açabilir.Sporcular antrenmanları sırasında artmış olan vücut sıcaklıklarını azaltmak için kapı önlerini tercih etmektedir.Bu kapı önleri gibi hava sirkülasyonunun olduğu yerler, terli sporcular için soğuk algınlığı ve çeşitli bölgelerinin tutulması gibi risklere yol açmaktadır.Çok basit görünen bu ve benzeri konuların, antrenörün veya beden eğitimi öğretmeninin riskleri azaltmak için göz önüne alması gereken konular olduğunu düşünmeliyiz.

b)Emniyet Mesafesinin Olmaması: Sporcular oyun sahasının içinde aldıkları hızı zaman zaman frenleyememekte ve sahanın dışına çıkmak zorunda kalmaktadır.     İşte burada sahanın ve salonun fiziksel koşulları gündeme gelmektedir.Eğer yeterli bir frenleyebilme-yavaşlama alanı yok ise sporcu açık sahalarda tel örgülere; salonlarda duvarlara çarpmak zorunda kalmaktadır. Sakatlanma riski artmaktadır.Bu tip olaylara gerek amatör yarışmalarda, gerek deplasmanlı lig düzeyindeki yarışmalarda, gerekse salon atletizm yarışmalarında sık sık rastlamaktayız.Yavaşlama ve frenleyebilme için yeterli mesafenin temizliği ve düzgünlüğü de önemli bir konudur.Çünkü genelde spor alanlarında sadece oyun alanının temizliği yapılmakta, diğer alanlar göz ardı edilmektedir.

 

c)Sahadaki Diğer Güvenlik Önlemlerinin Alınması: Spor alanının bulunduğu yerde oyun alanının dışında kalan ve sporcular için tehlike teşkil edecek yerler önceden belirlenmeli ve bu yerler tehlikeyi ortadan kaldıracak veya minimuma indirecek şekilde örtülmelidir.

 

2.Zeminin Yarattığı Riskler: A.B.D.’de yapılan bir araştırmada; bir profesyonel takımın yarışma sezonu boyunca oyuncularının maruz kaldığı 60 yaralanma olayındaki 4 temel nedenden birinin zemin olduğu ortaya çıkmıştır.Bu nedenle zemin başlı başına bir risk faktörüdür.Zeminde karşılaştığımız sorunları şu şekilde sıralayabiliriz:

a)Zeminin Düzgünlüğünü Yitirmiş Olması: Burada en önemli konu zeminin düzgünlüğüdür.Düzgünlüğünü yitirmiş zeminde sporcular adeta tuzaklarla dolu bir alanda gibidir.Birçok açık saha, sahanın üzerindeki yoğun sportif aktiviteden, hava koşullarının

getirdiği sorunlardan ve bakımsızlıktan düzgünlüğünü yitirerek tehlikeli bir zemin haline gelmektedir.

           Salon sporlarında zeminin düzgünlüğü zaman zaman salon zeminlerinin bakımsızlığından kaynaklanan çökmeler veya su alımından kaynaklanan şişmelerle ortadan kalkmaktadır.

           Ayrıca bazı spor dalları minder üzerinde yapılmaktadır.Burada minderin düzgünlüğünü yitirmiş olması da aynı sorunu getirir.

 

b)Zeminin Stabilitesini (Sabitliğini) Yitirmiş Olması: Özellikle spor salonlarında bakımsızlıktan veya yoğun sportif aktivitelerden, salon zeminini oluşturan materyallerde çökmeler, yerinden çıkmalar olmakta, ayrıca minder üzerinde yapılan sporlarda da minderin içindeki malzemeden kaynaklanan çökmeler veya şişmeler olabilmektedir.Bu da beraberinde hareket eden (oynayan) alanları getirmektedir.Böylece zeminin stabilitesi (sabitliği) ortadan kalkmaktadır.Ayrıca; örneğin kayak sporunda veya buz pateninde zeminin bazı bölgelerinin erimesi, o pistin stabilitesini bozan bir faktördür.Zeminin stabilitesini yitirmesi, sporcunun performansını düşürücü ve yaralanma riskini yükseltici bir neden oluşturmaktadır.

 

c)Zeminin Islak Olması: Açık sahalarda en önemli nokta zeminin ıslak olmasının getireceği tehlikedir.Aynı tehlike kapalı alanlar için de geçerlidir.Gerek salonlarda yapılan sporlarda, gerekse salon içinde minder üzerinde yapılan sporlarda zeminin çeşitli nedenlerle ıslanması tehlike doğurur.Molalarda içilen sular, sporcuların yere tükürmeleri sonucu oluşan ıslaklıklar bu tehlikelerin bazılarıdır.Bu sorunlar ıslakların anında paspaslanması ve temizlenmesi ile giderilmelidir.Sorunların ortadan kalkması; sporcunun dengesinin bozulması, düşmesi, kayması, sonuçta performansının olumsuz yönde etkilenmesini ve yaralanma riskini beraberinde getirir.

 

d)Zeminin Donmuş Olması: Bu sorun açık sahalarda görülür.Hava koşullarının bozulmasıyla birlikte bazı bölgelerde saha donmaktadır.Bu da başlı başına bir risk doğurur.Donmuş zemin üzerinde sporcu ortaya koyacağı performansı sergileyemez.Performansı düşer, yaralanma riski artar.

 

e)Zeminin Kirli Olması: Özellikle takım sporlarının yapıldığı salonlarda, genelde saha zemininin temizliği sadece oyun alanı içinde yapılmaktadır.Bu gözden kaçan konu oyun alanının hemen dışına çıkıldığında, toz ve kirden oluşan kaygan bir zemin oluşturmaktadır.Bir de salonun içinde oyun alanı ile bitişik ve genelde spor ayakkabısı dışında ayakkabılarla dolaşılan bölgeler en pis ve tehlikeli bölgeleri oluşturmaktadır.Bu noktada genel antrenmanın dışında özel çalışma yapan bazı sporcular burada oyun alanı dışındaki alanları kullandığında bu konu göz önüne alınmalıdır.Bu etkenler göz önüne alınmazsa, sporcuyu düşen performans ve sakatlanma riski bekler.

 

f)Zeminde Yabancı Madde Bulunması: Zeminde yabancı madde bulunması veya yarışma sırasında sahaya atılan yabancı maddelerin yaratacağı riskler unutulmamalıdır.Bu, sporcunun ayağının altına konmuş tuzaklar gibi onun kaymasına, dengesini yitirmesine yol açacaktır.Kuşkusuz bunlar da sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyecek ve yaralanma riskini de artıracaktır.

 

3.Aydınlatma Durumunun Yarattığı Riskler: Gerek açık sahalarda yapılan gece yarışmalarında, gerekse salonlarda yapılan yarışmalarda, sahanın yeterli derecede aydınlatılmaması bir risk taşır.Ülkemiz genelinde özellikle devlet salonlarında antrenman için kiralanan saatlerde ışıklandırmanın yeterli olduğu söylenemez. Hatta birçok yarışma yetersiz ışıklandırma ile yapılmaktadır.

           Yetersiz aydınlatma sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyebileceği gibi kendisi ve çevresi için sakatlanma riski oluşturabilecek faktörleri de tam olarak görmemesine neden olur.

 

4.Araç-Gereçler İle İlgili Riskler:

a)Giysi: Sporcu için, kullandığı spor giysisi büyük önem taşır.Giysinin vücuda uygunluğu onun performansını etkiler.Giysinin ağırlığı, teri emme oranı, yapımında kullanılan kumaşın cinsi, kesim tarzı, dikiş noktalarının vücuda uygunluğu, göz önünde bulundurulması gereken noktalardır.Sporcunun kendisine uygun olmayan giysisi, oyun hareketlerini sınırlandırabileceği gibi, giysi malzemesinin içeriği de performansı olumsuz yönde etkiler.

b)Ayakkabı: Ayakkabı bir sporcunun en önemli malzemesidir.Tüm dengesi, hareketliliği hep ona bağlıdır.Antrenman ve yarışma boyunca ayakkabının üzerinde aktivitesini yapmaya çalışan sporcuda uygun olmayan ayakkabı, olumsuz bir performans sergilemesine yol açabileceği gibi onun sakatlanma riskini de yükseltir.Bir spor ayakkabısının genel özellikleri yapılan spor dalına göre değişiklikler gösterir.Koşu ayakkabısının, salon ayakkabısının, futbol ayakkabısının özellikleri hep değişiktir.

           Sporcunun ayakkabı tipini belirlemede, temelde 4 nokta göz önünde tutulmalıdır.Bunlar;

           1.Ayakkabı ile spor zemini arasındaki uyum.

           2.Ayakkabının yapım şekli ve kompanentleri (bölümleri)

           3.Ayakkabının büyüklüğü ve ayağa uzunluğu.

           4.Ayakkabı ile ayak arasındaki uyum.

Genel özellikleri ile spor ayakkabılarında aranması gereken özellikler şunlardır;

1.Tabanı yeteri kadar kalın ve sert yüzeylerde koşulduğu zaman sarsıntıyı emecek bir şekilde yumuşak tabanlıkla desteklenmelidir.

2.Topuk, baldır gerisindeki kaslara ve topuğa bağlanan Achille tendonuna aşırı yüklenmeyi engelleyecek şekilde yüksek olmalıdır.

3.Ayakkabının arkası topuğu iyice kavrayacak şekilde yükseltilmiş olmalıdır.

4.Ayakkabı tabanında iç kavisi dolduran ve destekleyen bir ortopedik yastık olmalıdır.

5.İçine kalın ve pamuklu çorap giyildiğinde ayağı sıkmayacak ve ayak ucunu serbest bırakacak bir şekilde ve gerekirse bir numara büyük olmalıdır.

c)Ayakkabı Bağı: Antrenman ve yarışma sırasında çözülen ayakkabı bağı da hem sporcu, hem de takım arkadaşları ve rakibi için bir sakatlanma riski yaratır.Üstüne basılması ve sporcunun kendisini diğer ayağı ile çözük bağa basması rakibinin ve takım arkadaşının ayakkabısına dolaşması bir risk faktörüdür.

d)Top: Yapılan spor eğer bir takım sporu ise, oyunda kullanılan top da bir risk faktörü taşır.Topun yeteri kadar basınçtan daha fazla veya daha az şişirilmiş olması, beraberinde bir riski getirir.Burada öncelikle basketbol, voleybol, hentbol gibi... el ile oynanan bir spor dalı söz konusu ise, parmaklar ve bilek, futbol ise ayak bileği, boyun ve kafa risk altındadır.İşte bu nedenler düşük performans ve yüksek sakatlanma riski doğurabilir.

e)File: Bazı spor dallarında file bulunmaktadır.Futbol ve hentbolun kalelerinde, basketbolun sepetinde, voleybolun direkleri arasında file bulunur.Bu file yapılan spor aktivitesine göre çok ender görülse de zaman zaman ellerin, parmakların veya ayakların takıldığı, burkulduğu, zorlandığı ya da yaralandığı durumlara yol açabilir.

f)Aletlerin Sabitliği: Gerek aletler kullanılarak yapılan spor dallarında, gerekse aletlerin kullanıldığı bazı çalışmalarda, aletlerin sabitliğinin yitirilmiş olması, beraberinde bazı riskler getirir.Örneğin aletli jimnastiğin yapıldığı asimetrik paralel, paralel, denge gibi aletlerin sabitliğini yitirmesi, sporcunun dengesini bozarak istem dışı bir hareket yapmasına neden olmakta, onun performansını olumsuz etkilemekte ve sakatlanma riskini artırmaktadır.Ayrıca ağırlık çalışmalarının yapıldığı serbest ağırlıkların üzerindeki ağırlıkları sabitleyen aparatlar ile, çeşitli ağırlık çalışmalarının yapıldığı aletlerin sabitliğini yitirmesi de bir risk taşımaktadır.

g)Koruyucu Malzemeler: Yapılan spor dalına göre, sporcular bazı koruyucu malzemeler kullanır.Bu malzemelerin sporculara uygun ebatlarda olanlarının kullanılması, sporcunun sakatlanma riskini azaltır.Spor dallarına göre dizlikler, dirseklikler, dişlikler, tozluklar, bileklikler, başlıklar, tekmelikler, vb... Gerek uygun olmayan koruyucu kullanmak, gerekse koruyucu kullanılması gereken ortamlarda onları kullanmamak beraberinde hem performans düşürücü,

5.Antrenman İle İlgili Riskler:

a)Yanlış Antrenman: Sporcuya yanlış antrenman yaptırılması, onun yaralanma riski altına girmesini sağlar.Yorgun olan bölgelerin aşırı zorlanması, laktik asit ile yorgunluğun sınırlarını zorlayan kaslarda çeşitli riskler doğurur.Ayrıca aşırı yüklenilmiş bir sporcuda laktik asit düzeyi yükselmiş ve sınırlarını aşmış ise, sporcunun gerek koordinasyonu, gerek hedefleme yeteneği, gerekse dikkati dağılmış demektir.Bu da yapacağı hareketlerde dengesizliğe yol açıp performansını düşüreceği gibi, sakatlanma riskini de artırır.Antrenmanın yanlış periyotlanması, kuşkusuz varılmak istenen hedeflerin sapmasına neden olur.Yanlış periyotlanan antrenman, yakalanmak istenen performansı olumsuz yönde etkileyen bir faktördür.

b)Sürantrenman (Overtraining): Sporcuların en korkulu rüyası sürantrene konumuna gelmedir.Bu noktada sürantrenman, antrenman periyodunun genelde sonlarına doğru oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir.

           Burada kassal faktörler olduğu gibi, sinirsel faktörler de etkindir.Sürantrene durumundaki sporcuda görülen belirtiler şunlardır:

1.Sporcu huzursuz hale gelir.

2.Çabuk yorulur.

3.Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder.

4.Çok terleme olur.

5.Nefes darlığı görülür.

6.Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar.

7.Yarışma arzusu azalır.

8.İştah azalır.

9.Kilo kaybı gündeme gelebilir.

10.Sabahları taşikardi görülür.

           Sürantrene durumu oluştuğunda antrenör mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır.Antrenmanların dozu iyi ayarlanmalı, öncelikle yorgunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmeli, antrenman sezonu sporcu için cazip şekle getirilmelidir.Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik aktiviteler gündeme getirilmelidir.Burada en iyi ilaç antrenman sayısını azaltmak, belirli antrenmanları iptal etmektir.Sporcunun böyle bir ortama girmesi, sporcunun performansını düşürmekte ve sakatlanma riskini yükseltmektedir.

c)Ağırlık Antrenmanları: Ağırlık çalışmaları sırasında bazı noktalara dikkat edilmezse, sporcuların sakatlanma risklerinin artması söz konusudur.Bunların ilki ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (germe) çalışması yapılmalıdır.Genel ısınmanın dışında eğer özel bölgelere yönelik bir ağırlık çalışması yapılacak ise, o bölgeler de özel olarak ısıtılmalıdır.Çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, ağırlık mutlaka vücuda yakın tutulmalıdır.Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri her kaldırma        öncesi kontrol edilmelidir.Ağırlık çalışmaları sırasında nefes alma-verme düzenli olarak yapılmalıdır.Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine şaka yapmaları engellenmelidir.Bu noktalara dikkat edilmemesi, hem hedeflenen performansa erişilmesini engeller, hem de beraberinde sakatlanma riski getirir.

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !